Wanderoria
Blog post hero image
Kyoto’da Yürüyerek Gezilen Bölgeler

Kyoto’da Yürüyerek Gezilen Bölgeler

By Wanderoria
|14.01.2026|14 min read

Kyoto’da Yürüyerek Gezilen Bölgeler


Kyoto’da yürümeye başladığım ilk gün, fark ettiğim şey şu oldu:

Bu şehir yürüyerek geziliyor, evet — ama bildiğimiz anlamda değil.

Avrupa şehirlerinde merkez bellidir. Haritaya bakarsın, daire çizersin, yürürsün. Kyoto’da böyle bir merkez yok. Daha doğrusu varmış gibi görünüyor ama işin içine girince anlıyorsun ki şehir, birbirine gevşek bağlarla tutunan yürüyüş adacıklarından oluşuyor.

Bu yüzden Kyoto’da “bugün her yere yürüyerek gidelim” demek, günün sonunda sadece yorgunluk bırakıyor.

Bu yazıda amacım şunu yapmak: Kyoto’da nerelerin gerçekten yürüyerek gezilebildiğini, nerelerin ise “yürüyüş gibi görünen ama ayrı gün isteyen” yerler olduğunu netleştirmek.

İlk yazıda (Kyoto’ya İlk Adım) şehirle kurduğum ilk teması ve hislerimi anlatmıştım. Burada ise duygudan çok zemine, mesafeye ve ritme bakıyorum.

 

Kyoto’da Yürüyüş Mantığını Anlamadan Gezilmez

Kyoto’yu yürüyerek gezmek demek, sürekli hareket halinde olmak demek değil.
Aksine, bu şehirde yürüyüş yavaşlamayı zorunlu kılıyor.

Bunun üç temel nedeni var:

  1. Bölgeler arası mesafeler sanıldığından uzun. Haritada iki nokta yakın görünse bile, aradaki geçiş yürüyüş için keyifli olmayabiliyor.
  2. Yürüyüş zeminleri çok değişken. Düz şehir kaldırımları, dar sokaklar, tapınak girişleri, merdivenler, çakıl yollar… Aynı gün içinde hepsi var.
  3. Kalabalık ritmi belirliyor. Bazı bölgelerde sen yürümezsin, akış seni yürütür. Bazılarında ise durmak istersin ama plan buna izin vermez.

Bu yüzden Kyoto’da yürüyüş planı yaparken soru şu olmamalı:

“Kaç kilometre yürürüm?”

Asıl soru şu:

“Bugün hangi bölgede yürüyorum?”

Yürüyerek Gezilen Kyoto, Aslında Birkaç Küçük Kyoto’dan Oluşuyor

Zamanla şunu fark ediyorsun: Kyoto tek bir şehir gibi davranmıyor.

Her bölgenin kendi temposu, kalabalık seviyesi ve yürüme şekli var.

Bazı bölgeler seni içine alıyor, yürürken yön duygunu kaybettirmiyor.

Bazıları ise kısa sürede “tamam, burası bu kadar” dedirtiyor.

Bu yüzden yazıyı tek tek tapınaklar üzerinden değil, yürüyüş bölgeleri üzerinden kurguluyorum.

İlk olarak, Kyoto’nun yürüyüş açısından en “doğal” akan bölgesinden başlamak gerekiyor.

 

Şehir İçi Yürüyüşün Omurgası: Kawaramachi – Pontocho – Gion Hattı

Kyoto’da yürüyüşe alışmak istiyorsan, burası doğru başlangıç.

Bu hat, şehrin hem en canlı, hem de yürüyerek en az zorlayan bölgesi.
Yollar düz, yön kaybettirmiyor ve mola vermek kolay.

Kawaramachi tarafında yürüyüş daha şehirli. Mağazalar, kafeler, kalabalık… Tokyo’yu andıran tek yer burası olabilir.

Pontocho’ya yaklaştıkça tempo düşüyor. Dar sokak, akşam saatlerinde yoğunluk, ama hâlâ kontrol sende.

Gion’a geçince yürüyüş başka bir şeye dönüşüyor. Burası “bakınarak yürünen” bir yer. Hızlanmak zor, çünkü her şey seni yavaşlatıyor: sokak yapısı, insanlar, merak.

Önemli bir not: Gion yürüyüşü günün her saati aynı değil. Öğle saatlerinde kalabalık yorucu olabilirken, akşamüstü yürüyüşü çok daha dengeli.

Bu hattın en büyük avantajı şu: Bir yerden bir yere “ulaşmaya çalışıyormuşsun” hissi yok. Yürüyüş kendi başına amaç oluyor.

Sessiz ve Uzun Bir Yürüyüş: Philosopher’s Path ve Çevresi

Burası Kyoto’da yürüyüş denince en çok adı geçen yerlerden biri.
Ama çoğu kişi burayı yanlış beklentiyle geziyor.

Philosopher’s Path bir “şehir rotası” değil. Ne mağaza var, ne hızlı geçiş, ne de seni yönlendiren bir akış.

Yürüyüş:

  • düz ama uzun
  • sakin ama tekdüze
  • yavaş ama sabır isteyen

Burada adımlarını hızlandıramıyorsun. Ama durup “hadi artık” deme ihtiyacı da doğuyor.

Önemli olan şu: Bu yürüyüş tek başına bir gün doldurmaz. Ama yanlış yere bağlanırsa, günün geri kalanını öldürür.

Bu bölgeyi:

  • sabah geç saatlerde
  • ya da günün sonunda düşünmek çok daha mantıklı.

Burayı gezdikten sonra “hadi şuraya da yürüyelim” demek genelde hata oluyor.

Tapınak isimlerine burada özellikle girmiyorum. Hangilerinin gerçekten zamanına değdiğini sonraki yazıda (Tapınak Yorgunluğu: Hangileri Gerçekten Değer?) ayıklayacağım.

“Yürüyerek Gezilir” Sanılan Ama Aslında Gün Ayıran Bölge: Arashiyama

Arashiyama için genelde şöyle deniyor:

“Burası yürüyerek gezilir.”

Doğru ama eksik.

Evet, yürüyorsun. Ama bu yürüyüş:

  • uzun
  • kalabalık
  • ve bölge dışına bağlanmayan bir yürüyüş

Arashiyama, Kyoto’nun geri kalanından kopuk.

Sabah gidip akşam dönülmesi gereken bir yer.

Burayı:

  • şehir merkezine “bağlayayım”
  • aynı gün Gion’la birleştireyim
  • akşam başka yere yürürüm

gibi düşüncelerle planlamak, günün yarısını yolda harcamak demek.

Buradaki yürüyüş:

  • sabah erken saatlerde anlamlı
  • öğleye doğru yorucu
  • kalabalık arttıkça keyifsiz

O yüzden Arashiyama’yı zihninde şu şekilde konumlandırmak lazım:

“Bu, Kyoto’nun yürüyüş haritasında ayrı bir ada.”

Detaylı tapınak elemesini yine Tapınak Yorgunluğu: Hangileri Gerçekten Değer? yazısında yapacağım.

Burada sadece yürüyüş mantığını netleştiriyoruz.

Farklı Bir Yürüyüş Deneyimi: Fushimi Inari Taisha

Fushimi Inari de “yürüyerek gezilen” yerler arasında sayılıyor ama bu, klasik anlamda doğru değil.

Burada yürüyüş:

  • şehirle bağlantılı değil
  • düz değil
  • ritmik ama tekrarlı

Merdiven çıkıyorsun.

Aynı görüntüyü defalarca görüyorsun.

Bir noktadan sonra zihinsel yorgunluk başlıyor.

Burayı:

  • günün ortasına sıkıştırmak
  • “sonra başka yere yürürüm” diye planlamak

genelde işe yaramıyor.

En doğru zamanlama:

  • çok erken saat
  • günün tek ana planı olarak

Fushimi Inari, yürüyüşten çok bir fiziksel deneyim gibi.

Ayaklar kadar sabır da çalışıyor.

Kyoto’da Yürüyüş Planı Yaparken En Sık Yapılan Yanlış

Bu noktada bir hata netleşiyor:

Kyoto’da çoğu kişi yürüyüşü bağlantı aracı sanıyor. Oysa burada yürüyüş amaç.

“Buradan buraya yürürüm” demek yerine,

“Bugün hangi bölgenin temposundayım?”

diye sormak gerekiyor.

Aksi halde:

  • gün yarıda kalıyor
  • keyif düşüyor
  • şehir olduğundan daha yorucu hissediliyor

 

Nerede Kaldığın, Kyoto’da Nasıl Yürüdüğünü Belirliyor

Kyoto’da konaklama seçimi “merkeze yakın olayım” meselesi değil.

Asıl mesele şu: Hangi yürüyüş bölgelerine kolay bağlanıyorsun?

Benim kaldığım yer (FUGASTAY Shijo Omiya), şehir içi yürüyüş omurgasına görece yakın bir noktadaydı.

Bu şunu sağladı:

  • Sabah yürüyüşe direkt başlayabildim
  • Akşam yorgunluğunda “bir de buraya nasıl döneceğim” stresini yaşamadım
  • Gün içinde bölge değiştirirken yürüyüş + kısa ulaşım dengesini koruyabildim

Kyoto’da otelin çok merkezi olması şart değil.

Ama şu önemli:

Günün sonunda yürüyerek dönebileceğin bir mesafede olmak büyük konfor.

Özellikle Kawaramachi–Gion hattına yürüme mesafesi olan bir yerde kalmak,
şehirle kurduğun ilişkiyi ciddi şekilde yumuşatıyor.

Konaklamayla ilgili daha detaylı değerlendirmeyi Kyoto serisinin ilerleyen yazılarında ayrıca açacağım; burada önemli olan, yürüyüşü destekleyen bir konumda olmanın farkı.

Aynı Gün Mantıklı Şekilde Yürüyerek Bağlanabilen Bölgeler

Kyoto’da “aynı gün” planı yaparken şu kural işe yarıyor:

Bir ana bölge + bir tamamlayıcı yürüyüş.

Mantıklı örnekler:

  • Kawaramachi → Pontocho → Gion Şehrin en akışkan yürüyüş hattı. Zorlamaz, bölmez.
  • Gion → Philosopher’s Path (kısmi) Tamamını değil, bir bölümünü yürüyüşe eklemek daha dengeli.
  • Şehir merkezi + akşam Gion yürüyüşü Gion’u “günün finali” olarak düşünmek genelde iyi çalışıyor.

Mantıksız olanlar ise genelde şunlar:

  • Arashiyama + şehir merkezi
  • Fushimi Inari + başka uzun yürüyüş
  • “Madem buradayız, şuraya da yürüyelim” mantığı

Kyoto, zincirleme yürüyüşleri sevmiyor. Her bölge kendi temposunu istiyor.

 

Kyoto’da Yürüyerek Gezerken Yapılan En Büyük Hata

Bu yazıyı tek bir cümleyle özetlemem gerekirse:

Kyoto’da yapılan en büyük hata, yürüyüşü ulaşım sanmak.

Burada yürüyüş:

  • bir yerden bir yere gitme aracı değil
  • bir şeyleri “aradan çıkarma” yöntemi değil
  • günün boşluğunu doldurma planı hiç değil

Kyoto’da yürüyüş, günün kendisi.

Google Maps’e bakıp:  “20 dakika, yürürüz” demek çoğu zaman gerçekçi olmuyor.

Çünkü o 20 dakikanın içinde:

  • kalabalık
  • duraklama
  • yokuş
  • merdiven
  • zihinsel yorgunluk var.

Bu yüzden Kyoto’da iyi geçen günlerin ortak noktası şu oluyor:

  • az bölge
  • net tempo
  • boşluk bırakılmış plan

 

Bu Yazıdan Sonra Ne Değişmeli?

Eğer bu yazıyı Kyoto’ya gitmeden okuyorsan, şunu netleştirmeni isterim:

  • Her günü bir bölge etrafında planla
  • Yürüyüşü “bağlayıcı” değil, merkez olarak düşün
  • Arashiyama ve Fushimi Inari’yi ayrı gün olarak kabul et
  • Gion’u günün sonunda bırak

Bir sonraki yazıda (Tapınak Yorgunluğu: Hangileri Gerçekten Değer?)  bu yürüyüşlerin içindeki tapınakları ayıklayacağız.

Hangisi gerçekten zamanına değiyor, hangisi sadece listede duruyor netleştireceğim.

Ardından Kyoto’da Yeme İçme: Deneyimler, Tuzaklar ve Notlar bu yürüyüşlerin arasına nerede, ne zaman mola verilir; yeme–içme deneyimleriyle tempoyu nasıl dengelersin, ona geçeceğiz.

Kyoto yürüyerek geziliyor. Ama ancak doğru şekilde yürürsen.

 

Tags

Ayrıca Hoşunuza Gidebilir

Related post kyoto-first-impressions

Kyoto’ya İlk Adım: İlk İzlenimler ve Şehrin Hissettirdikleri

Japonya seyahatime Kyoto’dan başladım. Tapınaklar, şehir ritmi, kalabalık, yemekler ve Kyoto’nun ben...

Devamını Oku
Related post kyoto-temple-fatigue-which-temples-are-worth-it

Kyoto’da Tapınak Yorgunluğu: Hangileri Gerçekten Değer?

Kyoto’da yüzlerce tapınak arasında hangileri gerçekten zamanına değer? Popüler, az bilinen ve atlana...

Devamını Oku